Embed

Bir Kadın Sustu

 

"Bir kadın sizinle delice tartışabiliyorsa sevinin. Çünkü susmuş bir kadın için..."

 

Bir kadın... Ve onun korkutan sessizliği...

Bir adam... Ve onun can yakıcı sözleri...

İki farklı insan... Fikirleri farklı, yaşamları farklı, davaları farklı, hayalleri farklı, yangınları farklı... Kısaca zıt kutuplarda çekilmiş iki yaşam...

İki aynı insan... Karakterleri aynı, sözleri aynı, duyguları aynı, kalpleri aynı... Kısaca ruh ikizini yakalamış ve kopamayan iki yaşam...

Bu kadar zor işte. Bu zorluğa rağmen "Yapabilir miyiz? Yürütebilir miyiz?" çığlıkları... Delicesine atan kalpler, birbirinden kopamayan gözler ve birlikte yuva kurma hayalleri... 

Bu iki zıt insan bir araya gelir. "Nasıl oldu? Neden oldu?" demeyin işte. Olur da bir arkadaşlık başlar.  Zamanla zor gün dostluğuna dönüşür. Saatlerce dertleşmeler... Zor günlerdeki teselli vuruşları bu arkadaşlığı dostluğa dönüştürmüştür.

Bir kadın ruh ikizini bulmuştu. Ama yanlış kişiydi. Ne zaman bir araya gelseler birlikte geçirilen harika zaman kötü sonla bitiyordu. Özlem dolu dakikalar buluşma ile son buluyordu. Muhabbetin devam eden sularında hafif tartışmalar baş gösteriyordu. Sol görüşlü adam; "Cemaatten çık! Seni kullanıyorlar! Bana böyle dini şeylerden bahsetme! Cemaatin her istediğini yapma!" gibi şeyler söylüyordu. Sağ görüşlü kadın ise; "Şu mitinglere artık gitme! Dernekten de çık! Hapse gireceksin bu gidişle. Cumaya git! İçkiyi bırak!" gibi şeyler söylüyordu. Süregelen bu tartışmalar muhabbetin tadını kaçırıyordu. İkisi de birbirlerinin kötü yüzlerini görmeye başlamışlardı. Aşk ve tutku şöyle dursun, asık suratlar ve bozulan sinirler ortamı germeye yetiyordu. Yani harika başlayan muhabbet her defasında hazin bir şekilde son buluyordu. Bir tartışma daha… Bir kavga daha… İkisinin de sabrı tükenmişti.

“Biz birbirimizin hayatına saygılıyız! Farklı düşünceden insanlar da birlikte yapabilirler.” Mesajlarına nolmuştu? Arkadaşlıklarının başlangıçtaki manzarası buydu aslında. Fakat şimdi… Sanırım bu mesaj başarısız olmuştu. Bu arkadaşlık yürümüyordu.

Son kavgalarında son söz söylendi. “Aynı balığız seninle, farklı sularda yüzen. İkimiz de kendimizce mücadele veriyoruz. Davalarımız var ve bunlar için hizmet yapıyoruz. Fakat farklı yerlerdeyiz, farklı amaçlar için çalışıyoruz. Biz aynıyız; ama farklıyız da…”

Ve kadın üzüldü.

Ve adam üzüldü.

Kadın bu acıya dayanamadı. Düşündü düşündü… “Bir orta yolu bulmak gerek. Ben onun tavsiyelerini dinleyeceğim. Kendi denizlerimizden çıkmamıza gerek yok. Yalnızca eksiklerimizi tamamlasak yeter. Bir orta yolda buluşsak yeter. Bu adam ya değişecek! Ya değişecek! Ben de değişeceğim.” Kadın o adamdan vazgeçmeye niyetli değildi. Kararını vermişti. Birbirlerini yıpratmamak için onunla az görüşecekti; fakat bu süre zarfında onun için kendini bir parça değiştirecekti. Okuduğu gazeteyi değiştirdi. Daha farklı kitaplar okumaya başladı. Siyasi meselelere onun gözüyle bakmaya çalıştı. Ve bu gayreti ondan da bekliyordu.

Kararını açıklamak üzere onu bir kahvaltıya davet etti. Buluşacakları yerde bir saat bekledi. Bu adam bir kadını bir saat bekletmişti. Aklına türlü türlü düşünceler gelmişti.  “Başı belaya mı girdi? Acaba karşı siyasi partinin adamları mı dövdü? Polis mi götürdü? Rektör mü alıkoydu?” Bir saatini bu vesveselerle geçirmişti. Nihayet genç adam geldi. Gözleri hafif kabarcık, yanakları hafif pembe… İçmişti, hala sarhoştu. Kasten değildi bu davranışı. Böyle bir şeyi asla da yapmazdı. Geceden kalmaydı o kadar. Fakat bu manzara bekleyen kadının duygularını incitmeye yetmişti.

Her zaman oturdukları ağacın altına gittiler. “Saçmalama yeri” diyorlardı adına. Burası Isparta’nın en güzel yeriydi onlara göre. Ne zaman buraya gelseler romantik şeyler  konuşurlar, şarkı söylerler, eskilerden kalma acılarını paylaşırlardı. En mahrem anılarını burada anlatmışlardı. En özellerini… En derin hayallerini… En gizli kalmış rüyalarını…

Gerilen sinirlerini yatıştırmaya çalıştı kadın. Başaramadı… Bir saatlik bekleyişin sonunda 15 dakika oturabilmişti onunla. 15 dakikanın ilk 5 dakikasında adam sustu. Kadın sustu… Ve adam söze başladı. “Eskiden güzel hayaller kurardım. Bir ev düşlerdim ve o evin komşuları en sevdiklerim olurdu. O eve seni de almak isterdim; ama artık olmaz. Düşlerim eskisi gibi değil. Artık hayal kurmuyorum. Ben farklıyım artık Merve! İkimiz de değişemiyoruz Merve! Ne sen ne ben! Moda mod… Dik kafalıyız. Keşke lisedeyken tanışsaydık. O zaman orta yolu bulmamız daha kolay olurdu. Fakat şimdi üniversitedeyiz ve ikimiz de kendi yolumuzu  seçtik. Dönüş yok artık.” Kadının söyleyecekleri dilinde kalmıştı. Kelimeler ağzından çıkmadı bir türlü. Yutkundu, ağlayamadı. Konuşamadı da. “Merve konuş! Susma! Susmak çok şey anlatır. Ama ben bunları duymak istemiyorum. Aklından geçenleri duymak istiyorum. Konuş Merve konuş!”  Fakat Merve yine sustu. Kelimeleri dile dökememişti. “Benim umudum var!” Diyemedi. “Görüşmeyelim!” dedi. Gerçek düşüncesi bu değildi. Dilinden yanlış sözcül çıkmıştı.

Ve ayrıldılar. Soğuk bir ayrılıktı. Söylenen tek söz kendine iyi bak olmuştu. Ne bir göz yaşı ne bir itiraf…Buz gibi bir hava…

Bir kadının duyguları incinmişti. Bekleyişleri kötü sonla bitmişti. Bu olayda tüm suçu adama atmak haksızlık olurdu. Talihsiz bir olay yaşandı o kadar. Allah onlara gerçeği tüm çıplaklığı ile göstermişti. Mesele buydu aslında. “Siz böyle zıtsınız. Hadi anlaşın bakalım. Hala bir umut var mı?” 

Ve şimdi… Kadın ve adam birbirlerinden vazgeçtiler. Evlilik onlar için hayal oldu. Yaşadıkları nazlı aşk usulca uzaklaştı. Şimdiye dek gizliden tutuşan kıvılcım yerini boşa yanan bir ateşe bıraktı. İkisi de yandı yandı… Ne sevgili olabildiler, ne ayrı kalabildiler… Tek yaptıkları üç maymunu oynamak oldu.  Hiçbir şey yaşanmamış gibi. En baştaki rollerine döndüler. “Dostuz biz!” rolü…Nasıl mı? Şuan için ikisi de gayet başarılı.

Bir adamdan vazgeçmek. Ah! Ne zor ki ne zor!

İkisinin de gözlerinde saklı kalmış "Belki..."  bakışları hala aynı. Birbirine değen gözlerde hala bir umut saklı. Kendini gösteremeyen, diline ket vurulmuş umut... 



Kaynak : ilerimerve354.blogcu.com

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !